Sevgili Sophokles, bize kendinizi anlatır mısınız? Nasıl bir hayat yaşadınız?
MÖ 497 civarında Kolonos’ta, Atina yakınlarında doğdum. Gençliğimde müzik, dans ve atletizmde başarılı oldum. Tragedya yazarı olarak Dionysos Şenlikleri’nde yarıştım ve birçok ödül kazandım. Hayatım boyunca toplumun ve bireyin ahlaki sorumluluklarını anlamaya ve anlatmaya çalıştım. Atina’nın altın çağında, hem şair hem de devlet adamı olarak görev yaptım.
Sizce tragedya ne demek?
Tragedya, insanın kaderle yüzleşmesidir. İnsan doğasının sınırlarını ve tanrılarla olan ilişkisini sorgular. Aynı zamanda, erdem, hata ve talihin bir araya geldiği bir sahne sunar. Tragedya, acıdan öğrenme ve arınma sürecidir.
Eserlerinizde anlatmaya çalıştığınız ‘üstün akıl’ hakkında bilgi verir misiniz?
Eserlerimde üstün akıl, insanın bilgelik arayışını ve ahlaki sorumluluğunu temsil eder. Ancak bu akıl, sınırlarını tanımalıdır; çünkü tanrıların iradesi ve kader karşısında insan acizdir. İnsan, kendi eylemlerinin sonuçlarıyla yüzleşerek, bilgeliğe ulaşabilir.
Eserlerinizde ne anlatmak istediniz?
Eserlerimde insanın kendi hataları ve zayıflıklarıyla yüzleşmesini anlatmak istedim. Örneğin, Kral Oidipus, bireyin kaderini değiştirme çabasını ve trajik sonuçlarını işler. İnsan, doğasının sınırlamalarını ve tanrılarla olan bağını anlamadan, gerçek anlamda özgür olamaz.
Sizce edebiyat nedir?
Edebiyat, insan ruhunun ve deneyimlerinin bir yansımasıdır. İnsanı, doğayı ve tanrıları anlamaya çalışır. Edebiyat, düşüncelerin paylaşılması ve toplumsal değerlerin sorgulanması için bir araçtır. Tragedyada olduğu gibi, edebiyat, insanın ruhsal arınmasına yardımcı olur.
Sizce dualite nedir?
Dualite, varoluşun zıtlıklar üzerine kurulu olduğunu ifade eder. Işık ve karanlık, sevgi ve nefret, kader ve özgür irade gibi zıtlıklar, insan deneyiminin temelidir. Tragedya, bu dualiteyi anlamanın bir yoludur. İnsan, bu zıtlıkların arasında denge bulmaya çalışır.
Sizin yaşadığınız zamanda okur-yazar arasında iletişim nasıldı?
Benim zamanımda, tiyatro, düşünceleri halkla paylaşmanın en etkili yoluydu. Yazılarım, sahnelenmek için yazılmıştı ve geniş kitlelere bu yolla ulaştı. Yazılı metinler sınırlı bir okuyucuya ulaşsa da, tiyatro herkes için bir iletişim aracıydı.
Biz sizden yirmi beş asır sonra dualiteyi edebiyatta uyguladık ve adına da ‘edebi dualite’ dedik. Edebi dualite hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bu fikir, tragedyanın doğasına çok uygun. İki eserin birbiriyle konuşarak yeni bir anlam oluşturması, sanatın sürekliliğini ve evrenselliğini kanıtlar. Edebi dualite, insan ruhunun farklı yönlerini keşfetmek ve anlatmak için etkili bir yöntemdir.
Sizin bir eserinizle edebi dualite yapmak istesek, hangi eserinizi önerirsiniz?
Kral Oidipus veya Antigone, edebi dualite için ideal bir başlangıç olabilir. Kader, özgür irade, adalet ve ahlak gibi evrensel temalar, farklı bakış açılarıyla zenginleştirilebilir.
Teşekkür ederiz.
Ben teşekkür ederim. İnsan doğasını ve insanın evrendeki yerini anlamaya yönelik bu çabanız, sanatın ve edebiyatın en yüce amaçlarından biridir. Hakikat arayışınızda başarılar dilerim.