Sevgili Pisagor, bize kendinizi anlatır mısınız? Nasıl bir hayat yaşadınız?
MÖ 570 civarında, Samos Adası’nda dünyaya geldim. Hayatım boyunca matematik, müzik,
felsefe ve doğa ile ilgilendim. Samos’tan ayrıldıktan sonra Mısır ve Babil gibi yerleri ziyaret
ederek çeşitli bilgiler edindim. Güney İtalya’da Kroton’a yerleştim ve burada bir okul kurarak
Pisagorcu düşünceyi yaydım. Hayatım, bilginin kutsal bir şey olduğuna inanarak geçti;
matematiği yalnızca bir araç değil, evrenin anahtarı olarak gördüm.
Sizin döneminizde antik Iyonya nasıl bir yerdi?
Antik Iyonya, bilgi ve felsefenin merkeziydi. Doğa filozofları burada evrenin temel yapısını
sorguluyordu. Felsefe, bilim ve sanat arasında bir ayrım yoktu; hepsi bir bütündü. İnsanlar, hem
pratik hem de metafizik sorulara yanıt arıyorlardı. Bu ortam, benim gibi düşünürler için verimli
bir zemin sağladı.
Tarihe Pisagor teoremi olarak geçen teorinizi anlatır mısınız?
Pisagor Teoremi, dik üçgenlerin kenarları arasındaki ilişkiyi ifade eder. Dik üçgenin dik
kenarlarının kareleri toplamı, hipotenüsün karesine eşittir. Ancak bu, yalnızca bir geometrik
keşif değildir; sayıların ve oranların evrensel bir düzeni temsil ettiğine dair inancımı da yansıtır.
Evren, sayılarla ifade edilebilen bir uyum içindedir.
Pisagorculuk ne demek?
Pisagorculuk, evrenin matematiksel bir düzen içinde olduğu inancıdır. Ruh göçü, ahenk,
etik ve sayılar, Pisagorculuğun temel kavramlarıdır. Sayılar yalnızca bir hesaplama aracı değil,
aynı zamanda varoluşun temelidir. Pisagorculuk, bir yaşam tarzıdır; hem düşüncede hem de
pratikte disiplinli olmayı gerektirir.
Sizce edebiyat nedir?
Edebiyat, tıpkı müzik ve matematik gibi, evrenin ahengini yansıtmanın bir yoludur.
İnsanların duygularını ve düşüncelerini ifade ettiği bir araçtır. Ancak gerçek edebiyat, evrenin
düzenine uygun bir anlam ve ahenk taşımalıdır.
Sizce dualite nedir?
Dualite, evrendeki zıtlıkların birliğini temsil eder. Tıpkı sayılar arasında çift ve tek ayrımı
olduğu gibi, karşıt unsurlar da birbirini tamamlar. Ruh ve beden, ışık ve karanlık, hareket ve
durgunluk… Tüm bu zıtlıklar, evrenin uyumunu oluşturur.
Sizin yaşadığınız zamanda okur-yazar arasında iletişim nasıldı?
Benim zamanımda bilgi daha çok sözlü yollarla aktarılıyordu. Yazı sınırlı bir şekilde
kullanılsa da, Pisagorcu topluluklar öğretim ve öğrenimde yüz yüze konuşmayı tercih ederdi.
Bu yöntem, düşüncelerin daha derin bir şekilde anlaşılmasını sağlıyordu.
Biz sizden yirmi altı asır sonra dualiteyi edebiyatta uyguladık ve adına da ‘edebi
dualite’ dedik. Edebi dualite hakkında ne düşünüyorsunuz?
Edebi dualite, evrenin ahengini edebiyat yoluyla yansıtmanın ilginç bir yolu gibi görünüyor.
Bir eserin başka bir esere ilham vermesi, Pisagorcu düşüncede olduğu gibi bir döngüyü ve
tamamlanmayı ifade eder. Bu tür bir yöntem, zıtlıkların uyumunu edebiyata taşır.
Sizin bir eserinizle edebi dualite yapmak istesek, hangi eserinizi önerirsiniz?
Benim yazılı bir eserim olmadığı için öğretilerimden ilham alabilirsiniz. Özellikle sayılar
ve ahenk üzerine düşüncelerim, edebi dualite için derin bir zemin oluşturabilir.
Teşekkür ederiz.
Ben teşekkür ederim. Sayıların ve ahengin rehberliğinde, çalışmalarınızın başarıyla devam
etmesini dilerim. Evrende her şey, doğru bir uyumla mümkündür