. e d e b i d u a l i t e

l o a d i n g

Genel

GÖLGE BİR YER (Bir Çanakkale Hikâyesi)

GÖLGE BİR YER  (Bir Çanakkale Hikâyesi)

Bir ilaç düşünün... Basit bir ilaç. Kıyıda köşede, herkesin evinde olan. Hatta bazı yaşlıların doktorlara "Aman yavrum, çok ağrım oluyor, bir kutu daha yazıver de yedeğim bitmesin." dedikleri.

Her ağrımızda yardımımıza koşan bir ilaç. Her zaman oralarda bir yerlerde olan ve zamanını bekleyen...

Yıl 1915.

Savaşın çetin zamanı.

Yer Çanakkale.

Dehşet savaşın gerisinden bile hissediliyor. Siperlerin hemen gerisinde kurulan bir sıhhiye çadırı var. Bu çadırda kurtuluşu mümkün olan hastaların ameliyatları yapılıyor. Ortalık yangın yeri. Etrafta onlarca yaralı. Onlarla ilgilenen çaresiz bir doktor. Çaresiz dediysem olanağı sınırlı. Yoksa başı dik, alnı açık her daim. 

Dr. Tarık Nusret'ten bahsediyorum. Onurlu bir hekim. Çanakkale'nin sayısız kahramanlarından biri. Hani "Çanakkale Savaşı topyekûn kazanıldı." denir ya, bu onurlu doktorun hikâyesi de bu kazanımın önemli bir parçası.

Yaralı askerleri yatırdıkları bir masa var, ameliyat çadırının hemen önünde. Bu masanın başında Dr. Tarık Nusret. Elinde sayısı iyice azalan ağrı kesici. Morfin çoktan bitmiş. Kurtulma ihtimali olan yaralıları ameliyat çadırına almadan önce ağrı kesici yapıyor. Ya kurtulma ihtimali olmayanlar?

İşte onlar ağrı kesici yapılmadan uygun bir yere yatırılıyorlar. Burada ölümü bekliyorlar inleyerek. Çünkü ağrı kesici yok. Acılarını dindirmek olanaksız. 

Dr. Tarık Nusret, yaralı Mehmetçikle duygusal bağ kurmamak için yüzlerine bakmadan işini yapmaya çalışıyor. "Bunu hemen içeri alalım." dediklerine yapılıyor ağrı kesici. Umut yoksa eğer, hiç yüzüne  bakmadan “Uygun bir yere yatırın." diyor. Eğer yüzüne bakarsa merhameti depreşecek, bunu biliyor. 

Derken bir yaralı getiriyorlar Dr. Tarık Nusret'e. Yine yaralının yüzüne bakmadan işini yapıyor. Karın bölgesindeki derin yarayı kapatmaya çalışıyor elinden geldiğince, çadırın önündeki masada. Tam "Uygun bir yere yatırın." diyecekken "Baba" diye bir ses geliyor yaralı Mehmetçikten. Titrek, ıssız bir ses. Kafasını sese doğru çeviriyor. Gözlerine inanamıyor Dr. Tarık Nusret. Bakmaya kıyamadığı, gözünden sakındığı evladı karşısında inliyor. Biliyor ki evladı yakında ölecek, kurtuluş yok! En azından bir ağrı kesici yapıp ağrılarını hafifletebilir. Ama yapmıyor. Sadece "Gölge bir yere yatırın." diyebiliyor. Evladına sağladığı tek ayrıcalık 'gölge bir yer'!

Saatler içinde ruhunu teslim ediyor Mehmetçik, diğer 'uygun bir yere yatırılan' arkadaşlarıyla birlikte. Doktor görevine devam ediyor...

Dr. Tarık Nusret şehit olan evladının başına gelince şu cümle dökülüyor dudaklarından:

"Affet evladım, o senin hakkın değildi".

İşte savaşın kazanıldığı anlardan biriydi o an. Nice anlardan nice yürek burkan anılardan biri... Basit bir ilaçtan bile mahrum kalan Mehmetçiğin iniltilerinin göklere ulaştığı anlardan biri. Her koşulda adaletli davranmayı bırakmayan ataların onurlu duruşlarından biri... Ruhları şad, mekânları cennet olsun. 

 

Dr. Özlem DEMİR